Osmanlı toplumunda söz hakkı olmayan kadınlarımıza, zamanının tüm dünya ülkelerinden önce geniş haklar tanıyan Atatürk’üm sayesinde, Ulusal Kurtuluş Savaşımızı verdiğimiz günlerde, gerektiğinde cepheye koşan kadınlarımız, cumhuriyetimizin kadınlara tanıdığı haklar ile artık meclistedirler. İlk çiftçi milletvekili olan kadınımız, Ankara Kazanlı Satı Çırpan’ın müze evine konuk olacağız bugün. Düşün peşime…

Dünya kadınlar günümüz kutlu olsunmuş

Lakin öncesinde, biraz söyleşelim isterim. Özledim ben de sizi sevgili okur. Oldum olası Kadınlar Günü nedeniyle gelen anlamsız mesajlara illet olurum. Yine günlerden bir gün kadınlar günü arefesinde anlamsız kutlama mesajları alıyordum. “Dünya kadınlar günümüz kutlu olsunmuş.” Birden şarteller attı bende ve hangi kadınların gününden bahsedildiği üzerine düşündüm durdum. İşte zihnimden dökülenler. Teknolojik gelişmeler hız kazandıkça mertlik bozuldu. Etrafta insan görmek zorlaşıyor. Pusuya yatmış timsahlarla başbaşayız. Örneğin sosyal medyada arkadaş olarak eklemeyi sevişme teklifi sanan, beğenileri öpücük olarak üzerine alınan, telefon numarasını iş gereği de olsa sizinle paylaşanları çantada keklik gören insanlar çoğaldı dünyada.

Kadın ve erkek olarak ayırt etmiyorum onları dikkatinizi çekerim. Zira benim sözüm insan olmak için çaba sarfedenlere… Özellikle de kadınlar gününü fırsat bilip kutlama gafletine giren girene olan kadınlara, erkeklere, kurumlara… Yahu siz değil misiniz kadınlara şiddet uygulayan, kadını köle gibi kullanan, kadın kuyruk sallamasa erkek peşinden gitmez diyen, siz değil misiniz? Siz değil misiniz üç kuruş para uğruna kızını sevdiği adam yerine, yaşlı ama zengin ağaya satan, satılmasına müsade eden… Siz değil misiniz evlenen kızına baba evinden çıkıyorsun, bir daha ancak kefeninle bu eve geri dönebilirsin diyen. Siz değil misiniz kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin zihniyetiyle bir hayat süren.

Eline sağlık Han’ım demekten gocunan

Siz değil misiniz dul kadına hayat kadını muamelesi yapan, yapılmasına müsade eden. Siz değil misiniz evlenince ben sana bakarım, senin çalışmanı istemiyorum hayatım, gel karın tokluğuna benim kulum kölen ol diyen, diyenlere müsade eden.  Siz değil misiniz ya benim olursun ya da kara toprağın diyen, denilmesine göz yuman. Siz değil misiniz saçı uzun aklı kısa diyen. Siz değil misiniz eşini dayaktan öldüren erkeklere takım elbise giydiği için iyi hal indirimi veren, verilmesine müsaade eden..  Siz değil misiniz başınızı yere eğdireceğini düşünerek kızınızı, hiç Allah‘tan korkmadan, tecavüzcüsü ile evlendiren. Siz değil misiniz mayolu bikinili kadın fotoğraflarının teşhirini yapıp derginizin, gazetenizin satış rekorları kırmasını bekleyen…

Siz değil misiniz okumak senin neyine fotoroman, kitap okuyup da aşık mı olacaksın kızım diyen. Siz değil misiniz iş hayatında sadece kendisinin yorulduğunu zannedip, eve gelip iki seksen uzanarak kumandayı eline alan, suyunu bile kalkıp içmeyen, eşinden isteyen… Siz değil misiniz eşini defalarca aldatıp aldatıp gelen af dileyen… Siz değil misiniz eşim şımarır diye, “eline sağlık han’ım, yemek ne kadar güzel olmuş” demekten gocunan. Siz değil misiniz daha suçunun ne olduğunu bile bilmeyen kızlarınızı erkek kardeşlerine öldürten, sonra da adını intihar koyan.  Siz değil misiniz kaşının üstünde gözü var diye eşinizi evire çevire öldüresiye döven… Siz değil misiniz kadını bu halde dayak yerken görüp, başını çevirip giden… Siz değil misiniz?

Kimin kadınlar gününü kutluyorsunuz kimin

Tekrar soruyorum size yahu siz kimin kadınlar gününü kutluyorsunuz kimin. Hangi kadınların günüymüş ki bu, hangi kadınların… Kuşunuz, köpeğiniz, otomobiliniz ya da silahınız kadar değer vermediğiniz annenizin, kızkardeşinizin, eşinizin, kızınızın ya da gelininizin kadınlar gününü mü kutluyorsunuz kuzum. Ya siz erkekleri yetiştiren, besleyip, büyüten, tüm bunları görüp de hiçbir yaşama belirtisi göstermeyen kadınlar yaz siz neredesiniz? Kaldı ki 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kutlama yapacağınız bir gün değil. Kadınlar Günü, mücadele günü. Mücadele uğruna hayatlarını kaybetmeyi göze almış, yürekli kadınların günü. Nasıl bir kavram kargaşası içindesiniz siz ya. Aklınız nerede? Anma gününü, törenlerle kutlamak da ne demek. Bu apartman dairelerini size konak diye satmalarına izin vermek ve kendini konakta yaşıyor gibi hissetmekle eşdeğer. Gün farkındalık yaratma günüdür. Çalışma hayatında uğradıkları haksızlıkları hazmedemeyip ölümü göze alan kadınların gününü, güzel yurdumda neden çengili çalgılı kadınlar günü olarak kutluyoruz anlayamıyorum. Anlayamayacağım da…

İlk çiftçi kadın milletvekilimiz Satı Kadın

İşte bu sorumlulukla size bugün topraklarımızda yetişen hayatı savaş mücadelesi ile geçmiş, ilk çiftçi kadın milletvekilimiz Satı Kadın’dan bahsedeceğim. “Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer bir organı işlemezse o sosyal toplum felçlidir. Bir toplum cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur. Kadınlar içtimai hayatta erkeklerle birlikte yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekçisi olacaklardır.” Cumhuriyet devrimi ile canım Atatürk’üm Türk Kadını için düşündüklerini birbir paylaşmaktadır toplumumuzla yıl 1923. Osmanlı toplumunda söz hakkı olmayan kadınlarımıza geniş haklar tanımanın hazırlıkları içindedir Atatürk’üm.

Ulusal Kurtuluş Savaşımızı verdiğimiz günlerde, gerektiğinde cepheye koşan kadınlarımız, cumhuriyetimizin kazanımlarından biri olarak artık meclistedirler. Atatürk’ümün 5 Aralık 1934’te kadınlara tanıdığı haklarla ilk milletvekili olan kadınımız Ankara Kazanlı Satı Çırpan’dan bahsedeceğim size. 1890 yılında Kazan‘da doğmuş Satı Kadın’ın eşi de İstiklal Savaşı gazisidir. Tarlayı ekip biçip, cepheye silah taşıyan Satı Kadın’ın hayatı savaş çilesi ile geçmiştir. Satı Kadın’la Atatürk’üm 1934 yılında Ankara Kazan’da karşılaşıyor. Türk Ajansı Kıbrıs (TAK)’ı kuran gazeteci yazar Said Arif Terzioğlu’nun 1963 yılında yayınlanan Yazılmayan Yönleriyle Atatürk isimli kitabında anlatılan bu karşılaşmadan sonra, Atatürk’üm Satı Kadın’ı bir yıl sonraki seçimlerde milletvekili olarak seçiyor.

Biz kadınlar Cumhuriyet meşalesini her alanda taşıyacağız

Şimdi bakalım bu karşılaşmada neler oluyor: “Atatürk beraberindeki arkadaşları ve yaverleri ile birlikte, yakıcı bir yaz günü Kızılcahamam’a giderken, Kazan Köyü yakınlarında durmuş ve otomobilinden inmiş. Köylü kadını, genci, yaşlısı, ihtiyarı köylerinin içinden geçen, şosede duran bu yabancı konukları görünce koşuşurlar. Kimi su getirir, kimi ayran, bunlardan biri, güğümünden aktardığı soğuk ayranı Atamıza uzatır: “Bir soğuk ayran içer misiniz, der. Bu çorak iklimin kavurduğu yüzünde bronzlaşmış Türk kadınının en bariz ifadelerini taşıyan, bir Türk Anası idi. Böğrüne sıkıştırdığı kundağı biraz daha bastırdıktan sonra, sağ elindeki ayran bardağını uzattı ve bekledi. Ata ayranı kana kana içmiş ve bir an durakladıktan sonra ona: Senin kocan kim diye sormuş. Köylü kadını, yüzü tunçlaşmış, elleri nasırlı bir Türk Anası Ankara’nın kendine has şivesi ile kocasının Sakarya harbinde boğazından yaralanmış bir cengaver olduğunu söyledi. Ata bir soru daha sordu: Ne zaman doğdun? 1919’da Atatürk Samsun’a çıktığı zaman doğdum. Ata bir an düşündü. Yıl 1934 idi. Kadının ifadesine göre 15 yaşında olması lazım gelirdi. Halbuki karşısındaki kadın 25 yaşlarında görünüyordu. Tekrar sordu: Nasıl olur? Evet, nasıl olurdu. Satı Kadın hiç tereddütsüz, o her zamanki nüktedan haliyle ve memleketin işgal altında geçirdiği acı yılları ima ederek: “Evet paşam, ondan evvel yaşamıyordum ki!”

Tam 6 çocuklu bu Anadolu kadını 1890 doğumluydu. Kazan köyünün muhtarıydı. Türkiye’deki ilk kadın muhtardı. Babam Kara Mehmetlerden. Kazan’ın muhtarlık mührü bana ondan miras kaldı. Sizi görmek fırsatını bize bahşettiğiniz için bahtiyarlık duyuyoruz Paşam, dedi. Peki kadınların da erkekler gibi çalışıp çalışıp çeşitli mevkilere yükselmesi konusunda ne düşünüyorsun? diye sorar Atatürk’üm. Aldığı cevap ise: Şüphesiz doğrudur. Ve kadınlarımız Cumhuriyet’in mefkuresi altında bunu başarmak azmine sahiptir. Biz kadınlar hedefe yürüyecek ve Cumhuriyet meşalesini her alanda taşıyacağız Paşam, olur. Mustafa Kemal, bu yanıttan son derece memnun olmuştu. Bu konuşma onu bir hayli düşündürdü. Ayrılırken yaverine kadının ismini ve adresini not ettirdi.

Satı Kadın’ın evi Anadolu Kadınını temsil eden harika bir müze

Cumhuriyetimizin temelinde ülkemizin kadınları işte böyle yer almış. Yaklaşık iki yıl önce, Şimdiki adıyla Kahramankazan ilçemize ülkemizin en genç, en sevilen belediye başkanı, misafirperver Lokman Ertürk’ün davetlisi olarak gitmiş, çok keyifli bir gezi yapmıştım. Bizleri yaşadığımız köyleri terk edip büyük şehirlere yönlendiren akımları fark ettiğim günden beridir köyleri çok çok çok daha severim, bana kendimi evimde gibi hissettirir. İlk köylü kadın milletvekilimiz Satı Kadı’nın yaşadığı evini gördüğüm gün ki mutluluğumu varın siz tahmin edin. Gezi esnasında bana tüm gün Kahramankazan Belediyesi’nin gencecik, yüreği pırıl pırıl samimi basın halkla ilişkiler müdiresi eşlik etti. Doğa, tarih, kültür şehri Kahramankazan’a bakarken düzenli tertemiz yolları ile size kendini hayran bıraktıran, birlik ve beraberliğin hakim olduğu sporcu, sağlığına düşkün, termal şehir olma yolunda hızla ilerleyen yiğit bir kent görüyorsunuz karşınızda. Gezdiğim birçok Anadolu şehrine taş çıkartır, örnek bir ağabey şehir gibi kendileri.

Ulu Cami yanında yapılan, içinde anıtmezarı da bulunan, Satı Kadın’ın evi Anadolu Kadınını temsil eden harika bir müzeye dönüşmüş. Bu müze bana Satı Kadını ve onun şahsında vücut bulan Türk Kadınının cesareti ve azmini anlatıyordu. Mahremiyetimizin simgesi evlerimiz sevgiyi ifade ediş biçimimizi, estetik anlayışımızı, medeni duruşumuzu gururla temsil ediyordu. Müzede sergilenen Çırpan’a ait eşya ve kıyafetlerin dili olsa da konuşsa, eminim bize söyleyecekleri vardı. Tarihe tanıklık etmiş fotoğraf ve tablolar gibi. Bizim toprakların doğaya, insana, dünyaya bakış açısını çok da güzel gözler önüne seriyorlardı, görmek isteyenler için. Lakin anlayana sivrisinek saz, anlamayana Bitterle Diyar Diyar’ın davulu az geliyordu. Satı Kadın gibi, başkasının öngördüğü hayatı yaşamamak için mücadele eden, hayallerinin peşinden her daim koşan girişimci, korkusuz bütün kadınlara selam olsun. Kadınlığının farkında olan ve bununla gurur duyan zeki kadınlara her gün kadınlar günü ve bu kadınların günü her daim kutlu olsun. Bu arada unutmadan söyleyeyim Atatürk’üm meclise giren Satı Kadın’ın ismini Hatı olarak değiştirmiş ama neden derseniz, o da başka yazımızın konusu olsun. Beni özleyin.