Turgutreis’e uzun bir süre sonra yeniden geliyordum, görünce kendisini tanıyamadım. Gelişmek adına yeşiline utanmadan sıkılmadan kıyım kıyım kıyılan bir şehir görüyordum karşımda, mavisini de betonla boğmuşlardı. Çok üzüldüm çok. Her gün üzüntümden Bodrum Yarımadası’nın farklı bir kıyısına atıyordum kendimi çünkü hala bakir kıyılar kalmış olmalıydı. Masmavinin peşindeydim ben. Zira, o eşi benzeri olmayan mavinin tonları  yaralarımı sarabilirdi. Kimbilir belkide denizin çağrısına hayır demeyi hiç beceremeyenlerdendim. Toprağa meydan okumayı seviyordum. Mavinin en kışkırtıcı tonlarıyla buluşup, cesaretimi tazeliyordum.

Ege güneşinin içten samimiyeti bana yol gösterirken, mavinin enginliklerinde tadına varılmaz bir mutluluk havası kaplıyordu ruhumu. Cennet bu olsa gerekti. Derinlerine kulaç attıkça, bereketli  sofrasına tanık oluyordum. Gökkuşağının akıl almaz tonlarını içinde barındıran balıklarla selamlaşıyordum. Denizden esen meltemin kokusuyla kimi zaman dinleniyor, kimi zaman da yaşam enerjisi depoluyordum.

Turgutreis’te enfes gün batımı

Eşsiz gün batımlarına şahitlik ediyordum. Ağustos böceklerinin senfonisine kapılıp gidiyordum. Mis kokulu bahçelerinin, pırıl pırıl ışıldayan denizinin tadını doyasıya çıkarıyordum. Bembeyaz Turgutreis evlerini sarmalayan, koşulsuz sevgiyi çağrıştıran pembenin envai çeşit tonuyla, herşeyin yoluna gireceğini muştulayan begonvilleri ile gözüm gönlüm açılıyordu.

Tanıdıkça bolluğun ve bereketin sembolü olmuştu Ege benim için… Gönlü geniş, her şeyi hoş görüp sevgiyle karşılayan, anlayışlı masmavi denizimdi o benim. En duygusal, en çelişkili, en çetrefilli ilişkilerim hep onunla huzur buldu. Durgun denizleri seven ben, dalgaların neden çıktığını hiç anlayamazdım. Ancak, Adalar Denizi Arşipel’e yapılan zulmü görünce, denizin öfkesi dalgaları da sever oldum. Sonsuzluk, derinlik, gizem dolu Ege, bazen kaçışım, bazen de arayışım oldu.

Türk Denizcilik Tarihi için önemli bir yerdir Bodrum Yarımadası. Çünkü bu yarımadada doğmuş Amiral Turgutreis. Taa 1500’lü yıllarda Akdeniz havzasının en kritik noktasında bulunan Anadolu coğrafyası, dünyaya mesajını Turgut Reisimiz aracılığıyla vermiş. Bodrum Yarımadası’nın en güzel beldelerinden biri olan Turgutreis’in Karabağ Mahallesi’nde dünyaya gelen, Türk Denizcilik Tarihi’nde adından oldukça fazla söz ettiren, Amiral Turgut Reis. Veli adında bir köylünün oğlu. Babası gibi çiftçilik yapmak istemez ve bir deniz gazisinin yanında genç yaşında tayfa olarak çalışmaya başlar.

Cesur kumandan Turgutreis

Bir süre sonra zekası, cesareti ve gayreti ile arkadaşları arasından sivrilir ve bir fırkatanın reisi olur. Katıldığı akınlarda büyük bir cesaret ve başarı örneği sergileyen  Turgut, kısa zamanda bir süratli bir savaş gemisinin sahibi ve kadırgalardan oluşan küçük bir filonun kumandanı olur. Yaptığı akınlarla İspanyol, Ceneviz, Sicilya ve Napoli gemilerine zarar veren Turgut’un ünü giderek yayılır. 1510 yılından sonra kendisini takdir eden  Oruç ve Hızır Reislerin donanmasına katılır.

16. yüzyılda denizciliğimiz altın çağını yaşar. Türk Denizciliği, İspanya, Venedik ve Portekizliler’e baş eğdirecek güce kavuşur.  Çünkü Akdeniz’in en büyük deniz savaşçılarından biridir Turgut Reis. Zeki, cesur, gözüpek, üstün yetenekli bir şahıstır Trablusgarp Fatihi Turgut Reis. Sizin anlayacağınız anavatanda güvende olmak için denizlerde de hep güçlüymüşüz biz. Dünyada söz sahibi olmak için de tüm denizlerde var olma mücadelesi vermişiz. Tüm bu bilgiler ışığında daha bir farklı geziyorum Turgutreis’te, gurur duyarak… Peki sonra ne olmuş, derseniz? İnsanlık tarihinde başlayan keşiflere ayak uyduramayınca biz, duraklama ve gerileme devri başlamız topraklarımızda.

Turgutreis zırhlıları satın alınmış

Tüm yaşananlara rağmen 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar, nitelik ve nicelik bakımından dünyanın üçüncü büyük donanmasına sahipmişiz.  Ancak II. Abdulhamit’in 33 yıllık saltanatı döneminde donanmamız Haliç’te atıl tutulmuş.  Bu bizim denizcilik faaliyetlerimize ciddi bir darbe olmuş. Abdülhamit tahttan indirilince, donanmayı yeniden canlandırmak, imkan ve kabiliyetlerini artırmak için halk insiyatifi ele almış. Güçlü bir donanmanın olmaması nedeniyle gerçekleşen toprak kayıplarını önlemek için Donanma Cemiyeti’ni kurmuş. Kısa zamanda yüklü miktarda para toplanmış ve Almanya’dan Yadigar’ı Millet, Gayret-i Vataniyye, Numune-i Hamiyet ve Muavenet-i Milliye isimli savaş gemileri ile, Barbaros Hayreddin ve Turgutreis zırhlıları satın alınmış.

Alınmış alınmasına ama, donanmamız toparlanmaya fırsat dahi bulamadan savaşlar patlak vermiş. Kurtuluş  Savaşı süresince 26’sı Karadeniz’de, 11’i  Marmara ve Ege’de olmak üzere 37 gemiden oluşan Anadolu Donanması’nda Preveze ve Aydınreis gambotlarından başka savaş gemisi ile Gazal ve Alemdar gibi römorkor, Şahin, Trabzon, Samsun ve Batum gibi şilep ve Mebruke, Ayyıldız, İnönü isimli motorlarımız varmış. Ancak hal böyleyken bile, denizcilerimiz önce Karadeniz kıyısındaki Pontus Rum Çeteleri ile karada savaşmışlar ve başarıya ulaşmışlar. Ardından silahsız olan Alemdar gemimiz silahlı Pontus Rum Çetelerini, 45 tonluk Gazal römorkörümüzle 2200 tonluk Yunan Urania şilebini esir almışlar. “Enosis” adlı Yunan Şilebi’ni Karadeniz’de iki ufak motorgambotumuz tarafından ele geçirilmesi olayları  hep Kurtuluş Savaşı’mızın  Deniz Cephesi’nde gerçekleştirilmiş.

Bunu da Türk Deniz Kuvvetlerimiz, Osmanlı Devleti’nden miras olarak kalan hareket imkan ve kabiliyeti son derece sınırlı az sayıda devraldığı gemilerle yapmış. Bu dönemde donanmamız Yavuz, Turgutreis, Mecidiye, Hamidiye muharebe gemileri ve beş muhrip, sekiz torpidobot, sekiz gambot, dokuz motorgambot, üç mayın gemisi ve birkaç yardımcı gemiden oluşuyormuş. Ancak, Turgutreis, Hamidiye ve Mecidiye kruvazörleri, Yavuz zırhlısı işgal kuvvetleri tarafından duruş ve vuruş güçleri zayıflatılarak Haliç’te atıl olarak tutulmuş, Yavuz zırhlısı ise Haliç’te deniz trafiğini aksatabileceği endişesiyle cephanesi alınmış ve topları sökülmüş olarak İzmit’e nakledilmiş.

Türk Deniz Gücü’nü Orta Akdeniz’e taşıyan Turgutreis

Anlayacağınız Cumhuriyetimizin ilanından Atatürk’ümünüzün ölümüne kadar geçen 15 yıllık sürede yok olmuş bir imparatorluğun pervanesi dönmeyen gemiler yığınından Türk Deniz Gücü’nü Orta Akdeniz’e taşıyan Malta ve Yunanistan  seyri ile nitel ve nicel gücünü tüm dünyaya ilan eden bir deniz gücü tesis edilmiş. Canım Atatürk’üm gözlerini yumduğunda arkasında gurur duyacağı bir Türk Deniz Kuvvetleri bırakmış bizlere… Bu bilgileri Bodrum’u gezerken belediyeden edindiğim Turgut Reis ve Türk Denizcilik Tarihi Uluslararası Sempozyumu kitaplarındaki Figen Atabey ve Ramazan Uslu bildirilerden okumuştum. Sizinle de paylaşmak istedim.

Siz siz olun yıllardır televizyonlardan Ege’nin birbirinden güzel sahillerini sadece eğlence merkezi olarak konumlayan gazetecilere inanıp da onların gözleriyle gezmeyin. Bahar rotalarına doğru yola çıkmanın tam zamanı. Bu mevsim hem seyahat etmek, hem de gideceğimiz bölgede rahatça dolaşmamız için ideal. Yapacağınız yolculuğa karar verirken, farklı seyahat tercihleri içinden baharın gözde destinasyonlarından Bodrum Turgutreis’i seçtim sizin için.

Turgutreis Akyarlar’da özel plajlar

Hazır oralara kadar gitmişken size basit birkaç öneride bulunmak isterim. Merkezinde biraz dolaşıp, salaş çay bahçelerinin suyun içine konulmuş masalarından birine oturup birşeyler içmek, kaleye karşı Ege’nin ruhu okşayan sularına kendini bırakmak gibisi yok deneyin, seveceksiniz. Kültürlerin hepsinde kutsal sayılan deniz, aydaki düzlükler misali Turgutreis’te. Akyarlar’da özellikle Meteoroloji ve Akçabük Koyları’nın güzelim sularına girmeden sakın Turgutreis’ten dönmeyin. Bodrum Yarımadası’nın en güzel günbatımı plajı Turgutreis’te, damla sakızlı Türk Kahvenizi yudumlarsanız emin olun ki sizden mutlusu olmayacak.

Sabah erken uyanmayı severseniz benim gibi, enfes deniz kokusu eşliğinde dilerseniz yürüyerek dilerseniz de bir bisiklet kiralayıp Bodrum Yarımadası’nın en uzun sahil bandında dolaşmaya çıkmanın eşsiz tadına varınca vazgeçemeyeceksiniz ve sabah rutininiz haline gelecek, deneyin derim. Sonra dinlenmek için Turgutreris Marina’ya uğrayın. Harika bir kahvaltı yapabileceğiniz nezih, şık mekanlar sizi beliyor olacak. Kahvaltının ardından kitapçıya uğrayın, kendinize bir şiir kitabı armağan edin. Kitabınızın güneşlenirken size arkadaşlık etmesinden memnun kalacaksınız.

Akşam saatlerinde de renkli Turgutreis

Gündüzün dinginliğinin ardından, akşam saatlerinde Turgutreis oldukça eğlenceli hale dönüşüyor bilesiniz. Sakın olaki odanıza dinlenmeye çekilmeyin. Atın kendinizi Sanatçılar Sokağı’na. Birbirinden güzel tezgahları göreceksiniz. Elemeği ürünler eminim sizin de ilginizi çekecek. Kabaktan yapılmış lambalara bayılacaksınız. Bir de minik minik boncuklarla işlenen elemeği göznuru takılara eminim siz de kayıtsız kalamayacaksınız. Hediyelik eşyalarınızı da aldıktan sonra, artık gönül rahatlığıyla kendinize nefis bir balık ziyafeti çekebilirsiniz. Turgutreis’in birbirinden sevimli balık restoranlarından birini seçebilirsiniz. Üzerine dondurmanızı da afiyetle yedikten sonra, güzel bir günü daha uğurlamaya geçebilirsiniz. Hazır Bodrum Yarımadası’nda dolaşıyorken sorarım size, dünyanın 7 harikasından birinin Bodrum’da olduğunu biliyor muydunuz? Neyse sevgili okur siz düşünedurun ben müsadenizi istiyorum. Beni özleyin.